Ana Sayfa | iletişim | English
   
 
Ana Sayfa
Yayım Kurulu
Bilimsel Danışma Kurulu
Yayım Kuralları
Yayımlanmış Sayılar
İletişim
   
 
EÜ Dişhek Fak Derg: 29 (2)
Cilt: 29  Sayı: 2 - 2008
Özetleri Gizle | << Geri
DERLEME
1.
Dişhekimliğinde Alerji: Genel Tanım ve Test Materyalleri
Allergy in Dentistry: General Terms and Testing Materials
M. Erhan Çömlekoğlu, Mine Dündar, Mehmet Ali Güngör, Akın Aladağ, Bülent Gökçe
Sayfalar 67 - 79
Dişhekimliğinde restoratif amaçlı kullanılan malzemeler, ağız ortamında özellikle epitel ve bağ dokusu gibi canlı dokularla yakın temas halindedirler ve zaman içerisinde organizma ile etkileşime girip alerjik veya toksik reaksiyonlara yol açabilmektedirler. Bu nedenle, bu malzemelerin mekanik ve fiziksel özelliklerinin yanı sıra biyolojik etkilerinin de iyi bilinmesi önemlidir. Ağız ortamında oluşan alerjik reaksiyonların ayırıcı tanısı çoğunlukla güçtür, çünkü oral müköz membran farklı birkaç olaya aynı cevabı verebilmektedir. Buna ek olarak, alerjik bir durumun saptanması da çoğunlukla kolay olmamaktadır. Çoğu dental materyal, farklı özelliklere sahip elementlerden ve moleküllerden oluşmaktadır. Bu nedenle, kullanılan materyallerin içeriklerinde bulunan elementlerin de biyolojik etkilerini bilmemiz önemlidir. Dişhekimliği literatüründe alerjen olduğu belirtilen berilyum, metil metakrilat ve benzoil peroksit gibi maddelerin kullanımında dikkatli olunmalıdır. Bu derlemede, alerjinin genel tanımı, yama testi ve dişhekimliğinde kullanılan restoratif malzemelerin içeriklerinde bulunan element ve moleküllerin alerjen potansiyelleri üzerinde durulmaktadır.
Restorative materials used in dentistry are in close contact with the living tissues, namely intraoral epithelium and connective tissue and may react with the organism and cause allergic or toxic reactions in time. Therefore, it is also important to know the biological effects of these materials besides their mechanical and physical properties. Differential diagnosis of intraoral allergic reactions is often difficult since oral mucous membrane may react same against several different events. Moreover, it is not always easy to detect an allergic situation. Most dental materials consist of elements and molecules having different properties. Thus, it is also important to be aware of the biological effects of these elements that are present in these materials. Attention should be paid when using materials such as beryllium, methyl methacrylate and benzoyl peroxide that are deemed allergens in the dental literature. In this review article, general terms of allergy, patch test and allergenic potentials of the elements and molecules that are present in dental restorative materials have been described.

2.
Dişhekimliğinde Alerji: Döküm Alaşımları, Polimerler ve Seramikler
Allergy in Dentistry: Casting Alloys, Polymers and Ceramics
M. Erhan Çömlekoğlu, Mine Dündar, Mehmet Ali Güngör, Akın Aladağ, Celal Artunç
Sayfalar 81 - 92
Dişhekimliğinde restoratif amaçlı kullanılan malzemeler, ağız ortamında özellikle diş sert dokuları, kemik, epitel ve bağ dokusu gibi dokularla yakın temas halindedirler ve zaman içerisinde organizma ile etkileşime girip alerjik veya toksik reaksiyonlara yol açabilmektedirler. Bu nedenle, bu malzemelerin mekanik ve fiziksel özelliklerinin yanı sıra biyolojik etkilerinin de iyi bilinmesi önemlidir. Dişhekimliğinde kullanılan materyaller, farklı özelliklere sahip elementlerden ve moleküllerden oluşmaktadır. Bu nedenle, kullanılan materyallerin içeriklerinde bulunan elementlerin de biyolojik etkilerini bilmemiz önemlidir. Dental alaşımlar, akrilik rezinler, polimerler ve dental seramikler dişhekimliğinde en sık kullanılan restoratif materyallerdir. Bu derleme çalışmasında, dental restoratif materyallerin içerikleri ve alerjen potansiyelleri ile bu maddelerle yakın temasta bulunan diş teknisyenlerinin almaları gereken önlemler üzerinde duruldu.
Restorative materials used in dentistry are in close contact with the living tissues, namely dental hard tissues, intraoral epithelium and connective tissue and may react with the organism and cause allergic or toxic reactions in time. Therefore, it is also important to know the biological effects of these materials besides their mechanical and physical properties. The materials used in dentistry consist of elements and molecules having different properties. Thus, it is also important to be aware of the biological effects of these elements that are present in these materials. Dental alloys, acrylic resins, polymers and dental ceramics are the most common used restorative materials in dentistry. In this review article, the constituents of dental restorative materials and their allergenic potentials and the precautions that dental technicians who are in close contact with these materials should take have been described.

ARAŞTıRMA
3.
Orta Kraniyal Kaide ile Malokluzyon Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Evaluation of the Relationship Between Middle Cranial Base and Malocclusion
Burcu Baloş Tuncer, Cumhur Tuncer, Çağrı Ulusoy, Nilüfer Darendeliler
Sayfalar 93 - 98
AMAÇ: Benzer yaş gruplarındaki Angle Sınıf I ve Sınıf II okluzal ilişkiye sahip bireylerde orta kraniyal kaidenin malokluzyon gelişimine etkisinin değerlendirilmesidir.
YÖNTEMLER: 115 Sınıf I ve 110 Sınıf II bireyin tedavi başı lateral sefalometrik radyografileri üzerinde “counterpart analizi” ile doğrusal ve açısal ölçümler gerçekleştirildi. Gruplar arasındaki farklılıklar t-testi ve orta kraniyal kaide ile iskeletsel morfoloji arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon analizi ile yapıldı.
BULGULAR: Sınıf II bireylerde orta kraniyal kaide açısı, efektif uzunluğu, efektif ramus genişliği; Sınıf I bireylerde ramus ve korpus efektif boyutları anlamlı düzeyde fazlaydı. Sınıf I bireylerde orta kraniyal kaide uzunluğu ve açısı ile korpus efektif uzunluğu, ramus genişliği ve yüksekliği; Sınıf II bireylerde orta kraniyal kaide uzunluğu ile maksiller ve mandibular morfoloji arasında anlamlı korelasyon bulundu.
SONUÇ: Bulgulara göre, orta kraniyal kaide morfolojisi malokluzyonun gelişiminde bir etken olarak düşünülebilir, ancak konunun gelişimle de büyük ilgisi olduğundan, bu konunun büyüme gelişim döneminde longitudinal olarak incelenmesi daha açıklayıcı bilgiler sağlayabilir.
OBJECTIVE: To evaluate whether middle cranial base has an effect on the development of malocclusion, in Angle Class I and Class II individuals.
METHODS: Measurements were performed on the pretreatment lateral cephalograms of 115 Class I and 110 Class II individuals by “counterpart analysis”. Differences between groups were evaluated by t-test. Pearson correlation test was performed to assess the relationship between middle cranial base and skeletal morphology.
RESULTS: The middle cranial base angle, length and the effective breadth of ramus were significantly higher in Class II, whereas the effective length of ramus and corpus were significantly higher in Class I individuals. There was a significant correlation between the middle cranial base morphology with maxillary and mandibular components. In Class II individuals, the length of the middle cranial base showed significant correlation with the maxillary and mandibular components.
CONCLUSION: The middle cranial base morphology might play a pivotal role in determining malocclusion. However, skeletal structures are also influenced by growth. Therefore, further longitudinal studies during growth period might provide beneficial data.

4.
Dijital Modellerde Güvenirlilik
Reliabilty of Digital Models
Aslıhan M. Ertan Erdinç, Servet Doğan, Banu Dinçer
Sayfalar 99 - 103
AMAÇ: Bu çalışmanın amacı dijital modellerde yapılan model analizleri ile alçı model üzerinde yapılan model analizlerini
karşılaştırarak ölçümlerin güvenirliliklerinin araştırılmasıdır.
YÖNTEMLER: Çalışmada üniversite arşivinde bulunan toplam 30 hastanın tedavi öncesi modelleri kullanıldı. Tüm alçı ve dijital modeller üzerinde Anterior Bolton ve toplam Bolton oran analizi yapılarak elde edilen değerler karşılaştırıldı. Alçı modeller üzerinde yapılan tüm ölçümlerde 0.01 mm hassaslıkla ölçüm yapmamızı sağlayan dijital kumpas kullanıldı. İki yöntem arasındaki farklılıklar istatistiksel olarak eşleştirilmiş t testi ile değerlendirildi (p=0,05).
BULGULAR: Alçı ve dijital modellerde yapılan ölçümlerin korelasyon katsayıları yüksek ve anlamlı bulundu. İki yöntem arasında maksiller 1. büyük azıların ve 1. küçük azıların, mandibular sağ 1.küçük azı ve 1.büyük azı dişlerinin mezyodistal boyutunda (p<0,05), maksiller 12 diş ve mandibular 12 diş toplamında (p<0,01), maksiller 6 diş ve mandibular 6 diş toplamında (p<0,05) istatistiksel olarak önemli farklılıklar bulundu. Ancak bu farkların klinik olarak önemsiz olabileceği vurgulandı.
SONUÇ: Bu çalışmada Orthomodel 3B dijital model yazılım programı ile yapılan ölçümlerin güvenilir olduğu, ortodontik tedavi planlamalarında ve arşivlemede kullanılabileceği sonucuna varıldı.
OBJECTIVE: The purpose of this study was to evaluate model analyses performed both conventionally and digitally and to compare their reliability.
METHODS: Pretreatment plaster casts of 30 patients were selected from the archive of Ege University. Bolton’s Anterior ratio and Bolton’s overall ratio were calculated for both methods. A digital caliper with a 0.01 sensitivity was utilized for cast analyses. The
differences between the digital and the conventional method were evaluated by paired t test (p=0.05).
RESULTS: Correlation coefficients were statistically significant for the cast and digital model measurements. The differences between the two methods were statistically significant for maxillary first molars and first premolars, mandibular right first premolars and first molars (p<0.05), the sum of maxillary and mandibular 12 teeth (p<0.01) and the sum of maxillary and mandibular 6 teeth (p<0.05). However, these differences could be neglected for clinical outcomes.
CONCLUSION: Orthomodel 3B software was found to be reliable for orthodontic treatment planning and can serve as an archive method.

5.
Hasta Hekim İlişkilerini Etkileyen Fiziksel ve Davranışsal Etkenler: Anket Çalışması
The Physical and Behavioral Facts That Affect Patient and Doctor Relations: A Survey Study
Özgün Özçaka, Sema Becerik, Nurgün Bıçakçı, Timur Köse
Sayfalar 105 - 110
AMAÇ: İlk izlenim büyük farklılıklar yaratabilmektedir. Hasta ve hekim tarzı büyük önem kazanmaktadır. Bu amaçla anket çalışmamızda, hastaların hekimleri ile ilk karşılaşmalarındaki iletişim beklentilerini ve hastaların hekimlerin klinikteki giyimleri ile fiziksel görünüşleri hakkındaki görüşlerini değerlendirmeyi amaçladık.
YÖNTEMLER: Çalışmaya Ege Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Multidisipliner Kliniği’ne Eylül 2007- Ocak 2008 tarihleri arasında başvuran 700 hasta dâhil edildi. Soruların hepsini tam olarak yanıtlayan 686 anket katılımcısının sağlık güvenceleri ve eğitim düzeyleri kaydedildi.
BULGULAR: Çalışmaya dâhil edilen anket katılımcılarının yaş ortalaması 39,4 ± 13,9 ve %55,1’i erkek bireylerden oluşmaktadır. Katılımcıların %41’ini 34 yaş ve altı, %18’ini 55 yaş ve üzeri bireylerden oluşurken, %47’si en az üniversite diplomasına sahip bireylerden oluşmaktaydı. Anket katılımcılarının %91,1’i hekimlerinin asık yüzlü olmasının kendilerini olumsuz etkilediğini belirtirken %86,2’si ilk sırada beyaz renk önlüğü tercih etmektedirler. Hem erkek (%54,8), hem de kadın (%56,2) hekimlerde alt-üst önlük takımlar anket katılımcılarının ilk tercihleridir. Katılımcılar hekimlerinin kendilerini tanıtırken yalnız ad, soyadı yerine unvanları ile beraber tanıtmalarını istediklerini belirtmektedirler.
SONUÇ: Bu anket çalışmasının sonuçlarına göre, hastalar hekimlerinin güler yüzlü olmaları ve rahat bir giyim tarzında giyinmelerini tercih etmektedirler. Özetle, hekimlerin güler yüzü büyük farklılıklar yaratabilmektedir.
OBJECTIVE: First impressions can make a big difference. How a doctor dresses may be important in determining the success of the patient-doctor relationship The objective of this study was to determine the attitudes of patients’ preferred dress styles of their doctors and modes of address.
METHODS: A cross-sectional descriptive study using survey methodology was conducted to 700 patients on dental school multidisciplinary clinic. Respondents completed a written survey during they were waiting for treatment.
RESULTS: Survey respondents with a mean age of 39.4 ± 13.9 years were enrolled; 55.1% were men, 41% were ≤34 age, 18% were 55≤ age, and 47% had greater than a high school diploma. Respondents favored the wearing white coat (86.2%). It is even better, suggesting a friendly manner may be more important than sartorial style. Both for male and female doctors’ most preferred styles were surgical scrubs, followed by casual dress, and professional dress. The importance doctor's appearance was ranked similarly between male and female respondents. Many less conservative items such as jeans were still acceptable to most respondents. Most respondents preferred to be called by their first name, to be introduced to a doctor by full name and title, and to see the doctor's name badge worn at the breast pocket.
CONCLUSION: Respondents overwhelmingly prefer doctors to dress in a casual style, but when accompanied by a smiling face. A smile made a big difference.

6.
Ağız İçi Molar Distalizasyonunda Jones Jig Apereyinin Etkilerinin Değerlendirilmesi
An Evaluation of the Effects of the Jones Jig Appliance for Intraoral Molar Distalization
Aslıhan M. Ertan Erdinç
Sayfalar 111 - 118
AMAÇ: Çalışmanın amacı maksiller molar dişlerin distal hareketinde Jones Jig apareyinin etkilerini belirlemek, aynı zamanda maksiller premolar ve kesicilerde meydana gelen ankraj kaybını değerlendirmektir.
YÖNTEMLER: Çalışmanın materyalini oluşturan 15 hastanın distalizasyon öncesi ve distalizasyon sonrası lateral sefalometrik radyografileri üzerinde yapılan ölçümlerle sert, yumuşak doku ve dişsel değişimler incelendi.
BULGULAR: Açısal ölçümlerden, maksiller molar dişlerde distal yönde, maksiller premolar ve kesici dişlerde mezyal yönde istatistiksel olarak anlamlı devrilme saptandı. Çizgisel ölçümlerden, maksiller molar dişlerin distalizasyonu ve maksiller premolar ve santral dişlerin mezyalizasyonunda istatistiksel olarak anlamlı değişiklikler bulundu.
SONUÇ: Bu çalışmada maksiller molar dişlerin distalizasyonu Jones jig apareyi ile hasta uyumu gerekmeksizin başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Ancak premolar ve kesici dişlerde resiprokal ankraj kaybı meydana geldi.
OBJECTIVE: The purpose of this clinical study was to determine the effects of the Jones jig appliance used for distal movement of the maxillary molars and also to evaluate the anchorage loss for maxillary premolars and incisors.
METHODS: Pretreatment and post-treatment lateral cephalometric radiographs of 15 consecutively treated patients were examined. Dental, soft tissue and skeletal changes were evaluated.
RESULTS: The results from the study sample showed significant distal tipping of the maxillary first molars and mesial tipping of the maxillary premolars and proclination of the maxillary central incisors. Distalization of the maxillary first molars, mesialization of the maxillary first premolars and central incisors were significant in the linear measurements.
CONCLUSION: This study indicated that distalization of the maxillary first molars was successfully achieved with Jones jig appliance without the need for patient compliance. Unfortunately, reciprocal anchorage loss in the premolars and incisors occurred during distalization.

7.
Geri Dönüşüm Yöntemi ile Yeniden Kazanılan Braketlerde Braket Tutuculuğunun Araştırılması
The Investigation of Bracket Bond Strength of the Recycled Brackets
Özlem Seçkin, Aslıhan M. Ertan Erdinç, Banu Dinçer, Erdal Işıksal
Sayfalar 119 - 124
AMAÇ: Elektropolisaj yöntemi ile yeniden kazanılmış braketler ile yeni braketlerin çekme ve sıyırma kuvvetlerine karşı dirençlerinin karşılaştırılması ve klinikte uygulanabilirliğinin incelenmesidir.
YÖNTEMLER: Bu çalışmanın materyalini ortodontik tedavi amacıyla çekilmiş olan 80 adet alt ve üst premolar dişi oluşturdu.
Dişler iki gruba ayrıldı. Her gruptaki dişlerden 20’si çekme, diğer 20’si sıyırma testinde kullanıldı. Birinci grubu oluşturan 40 adet
dişin vestibül yüzeyine yeni braket, ikinci grubu oluşturan 40 adet dişin vestibül yüzeyine ise Esmadent cihazı kullanılarak elde
yeniden kazanılan braketler yapıştırıldı.
BULGULAR: Grup içi çekme ve sıyırma testlerinde elde edilen ortalama kuvvet değerlerinin karşılaştırılmasında yeni braket grubunda
(p<0,01) ve yeniden kazanılan braket grubunda (p<0,05) istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulundu. Çekme testinde gruplar arası
istatistiksel değerlendirmede yeni ve yeniden kazanılan braket grubunda p<0,05 düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı sonuç elde
edildi. Sıyırma testinde ise gruplar arasında yapılan değerlendirmede istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanılmadı.
SONUÇ: Yeni ve yeniden kazanılmış braketlerde sıyırma kuvvetine karşı direnç, çekme testine göre daha az bulundu. Yeniden
kazanılmış braketler profesyonel olarak, ekonomik ve ekolojik olarak yararlı olabilir, ancak yeniden kazanma yöntemlerinin etkileri
bilinmeli ve hasta bu konuda uyarılmalıdır.
OBJECTIVE: The purpose of this study was to compare the bond strength of the new brackets and the recycled brackets gained with
electropolishing method against the tensile and shear forces, and also to analyze their applicability in the clinic.
METHODS: The material of this study was composed of 80 upper and lower premolars extracted for orthodontic
treatment. The teeth were divided into two groups. In each group 20 teeth were used for tensile strength test, and the other 20
were used for shear strength test. The new brackets were bonded on the vestibular faces of the 40 teeth in the first group and the
recycled brackets gained with Esmadent polisher were bonded on the vestibular faces of the other 40 teeth in the second group.
RESULTS: In the comparison of the mean force results of the intra-group tensile and shear tests were statistically important in the
new bracket group with p< 0.01, and in the recycled bracket group with p<0.05 values. In the evaluation of tensile test between the
new bracket group and the recycled bracket group, the result was statistically important with p<0.05 value. In considering the
results of the shear test, the difference between the groups was not statistically important.
CONCLUSION: The resistance against to shear force of the new and the recycled brackets were less than the tensile test. The
recyled brackets may be professionally economic and ecologically useful, but the effectiveness of the recycle methods must be
known and the patient must be warned about this.